X
تبلیغات
Farid Qarizadah - Çeviriler-Translations

21 May 2008

ENDÜLÜS

 

Çeviri: Farid Qarizadah :

Muhamed Rıza Nâci, “Endülüs” Dâiretûl-Maârif-i Büzürg-i İslâmi, c.X.,Tahran,s.323-325.

 

ENDÜLÜS

Endülüs, Müslümanlar tarafından Akdeniz  kıyılarında bulunan İberi yarım adasının bir kısmına bazen de tamamına verilen addır. Endülüs, İspanya’nın güney ve Portekiz’in güneydoğusunda yer almaktadır. Endülüs, Germen kabilelerinden olan  Vandalların isminden türetilmiştir. Vandallar, Batı Roma imparatorluğunun dağılmasından sonra, V.yüzyıl’ın başında bir süre İspanya’nın güneyinde yaşamışlardı.    Bu bölgede yaşayan bu ilk kavimlere Endülüş ( Endülüş, Fendülüs ) deniliyordu.

         

1. Coğrafya:

Endülüs bugünkü İspanya’dır. Sekiz eyalete bölünmüş idi, ki bunlar; El-Meriye (Almeria), Kadiş (Cadiz), Kurtuba (Cordoba), Gırnata (Granada), Velbe (Huelva), Ceyyân (Jaen), Mâleka (Malaga) ve İşbiliye ( Sevilla)’dir. Endülüs’ün adı Kameri 98(Miladi717) yılında, sikkelerde Latin adının yanında, İspanya olarak geçmiştir. İslam kaynaklarında ise bu isim İslam fethinden sonra Müslüman İspanya olarak geçmiştir. Bu bölgenin ismi, Müslümanların hakimiyeti zayıf olduktan sonra  da yaygındı.

 

2. İslam kaynaklarında Endülüs:

Bazı Müslüman coğrafyacılar Endülüs’ün dördüncü iklimin batısında, diğerleri ise beşinci iklimde saymışlar. Ama Endülüslü Sâid’e göre Endülüs büyük bir kısmı beşinci iklimde ve güney kısmı da dördüncü iklimde yer almaktadır. Endülüs’ün batı sınırı Atlas okyanusu tarafından güneye kadar uzanıyor. Güney sahilin uzantısı ise İşbiliye, Cebelitârık yarım adası ve Malaga’dan geçip Beccane’nin (El-Meriye) güneydoğusuna kadar uzanıyor. Mursiye ve Belensiye, Endülüs’ün doğu sınırını oluşturuyor ve Tartuşa’ya kadar ve uzantısı Fransa Civarında bulunan Erbune’ye kadar devam ediyor. Endülüs’ün kuzey sınırını Albert (Brans) dağları oluşturuyor. Hıristiyanların bölgesi olan Cillîkıye(Galicia)’de son buluyor. Endülüs’te 3 dağ zinciri doğu batı yönünde, Akdeniz ve Atlas okyanusu arasında uzanmaktadır; bunlar: Kurtuba dağları (Sira Morina), Narbona (Arbûne) ve Cillîkıye arasında Brans dağları  ve Tartuşa’dan ta Leşbune’ye (Lizbun) kadar devam eden dağlar zinciridir. İdrisi onu Al-işarat diyerek, Tuleytule’ye ait olduğunu yazmıştır. Bunlara, Şüleyr ve Reyy’e(Rejio)yi eklemek gerek.

 

Bu bölgenin en önemli ırmağı Vad-i el-Kebir (Nahr-ı Azam veya  Nahr-ı Kurtuba)dır. Eski adı beyti  (Batika)’dir. 310 mil (500 km) uzunluğa sahiptir. Bu nehir Kurtuba ve İşbiliye’yi sular. Vadi Al-Kebir’in kaynağını Mezata (Meseta)’nın güneybatısındaki Morna dağları besler ve güneyden güneybatıya doğru uzanarak Akdeniz’e akar. En önemli fer’i dalı ise Şenil (vadi Sincil) ırmağıdır. Şüleyr dağlarından kaynaklanır ve Lavşe (Loja) ve Gırnata‘dan geçiyor. İberi yarım adasının sadece vad-i el kebir nehrinin alt kısımları gemiciliğe müsaittir.

Tüm İslam tarihi dönemde Endülüs, medeni merkezlere sahip olma açısından ünlüdür. Yaklaşık bütün Roma şehirleri İslam fethinden sonra ayakta kalıp gelişmelerine aynen devam etmişlerdir. Örneğin Kurtuba, İşbirya, Sarakusta ve Belensiye da  olduğu gibi varlıklarına devam etmişlerdir. İslam’ı dönemde Fatımilerin saldırısına karşı Akdeniz’in batısında yeni şehirler askeri üs olarak yapıldı.  Mûrsiye eski Ello şehrinin yerine kuruldu ve El-Meriye ilk başta sadece bir merkez olarak düşmanların harekatını gözetmek amacıyla kurulmuştu. Sonra X. yüzyılda değişip Endülüs için deniz üssü ve silah deposu haline geldi. İslami dönemlerde inşa edilen diğer şehirler arasında Uklis (Ucles), Ez-zâhire, Ez-Zehra, Kal’atur-Ruba (Calatrava) Mercül-emir, Münyeten-nasr-ı zikr edebiliriz.

X. yüzyılda üç sınırla  İslami Endülüs, Hıristiyan İspanya’dan ayrılıyordu. Şam gibi Endülüs de birkaç askeri bölgeye (Cünd) bölünmüştü. Bu bölgelere Ecnad ya Kuver-i Mücennede deniliyordu. Ahmet b. Razi Endülüs’ün bölünmesini eskiden sabit ve  tanınmış olan Kuvereler  ve iklimlerle zikretmektedir. Daha sonra ki yazarlar tarafından da değiştirilmeden tekrar edilmiştir. Ama Estahri, İbn-i Huvkul ve Mukaddesi Kuverenin ismini sadece açıklamak için kullanmışlardır. Endülüs’ün temel bölge bölünümü gösteriyor ki, Roma ve Vizigotlar’dan kalmadır. Şehir sistemi, büyük şehirlerin içinde küçük şehirler ve kaleler bulunduruyordu. Büyük şehirler doğu İslam’da Kuvere hükmüne sahiptir. Küçük şehirlerin dışında her büyük şehir, bir kale dizisi ve sığınaktan oluşurdu. X. yüzyıldaki Endülüs’ün  şehirleri ve kuvereleri şunlar idi: Kurtuba, Fahsal-bulud, Kabara, İsticce, İşbilge, Karmuna, Leble, Ekşunbe (Şilib), Baca, Muvrur, Şezune (Kılısane), El-Ceziretül-Hadra, Takirna (Ronde), Riyye ya Maleka, İlbire, Ceyyân, Beccane, Tüdmir (Mûrsiye), Şatıba, Belensiye ve Tuleytula, Talebira (Ukliş), Mâride, Batalyevs, Şenterin, Leşbuna ve Kulumeriye. Endülüs’ün en önemli ve en büyük şehiri Kurtuba idi. Emevi Emirler ve Halifeler bu şehri başkent olarak kullanmışlardır. Bu şehir Vizigotların başkenti olan Tuleytula’nın yerini almıştı.

 

3. Etnik Yapı:

Müslümanların Endülüs’ü fethettikleri sırada ve ondan sonraki dönemlerde bir çok  Arap ve berberi Müslümanlar oraya yerleşmişlerdi. İlk giden Araplar Musa b. Nusayr’ın 18 b. kişilik ordusuyla K.93 yılının Recep ayındaydı. Daha sonra, 97 yılının Zilhiccesinde 400 kişi Endülüs valisi olan Hürr b. Abdurrahman Sakafi ile kuzey Afrika’dan geldiler. Araplar nüfuzca, yerli halka göre, az olmalarına rağmen, asil aileler olarak bilinen, Rum İslafları ve Vizigotların yerini alarak yeni bir asilzâdeliğin çekirdeğini oluşturdular. Bu konumlarını Endülüs İslam devletinin yıkılışına kadar korudular. Gerçi, yönetim Adnani Araplarının elinde idi, ama Yemenli Araplar daha fazla güç ve nüfuza sahiptiler.

Berberiler de Endülüs’ün fethinde büyük rol oynadılar ve orada Emevi devletinin kuruluşuna kadar bu zengin topraklara ganimet almaya ve yerleşmeye geldiler. Berberilerin Endülüs'e gelmeleri Araplardan daha fazla ve hızlıydı ki bunlar, Nafaza, Miknansa, Havvare, Medyune, Kütâme, Zenate, Mesmuda, Melile ve sanhace kabilelere bağlıydılar. En önlüleri Nafaza, Miknase, Havvare ve Medyune idi. Endülüs'ün bir diğer önemli grubu Vizigotlar veya Hıristiyan İspanyollar idi. Ki bunlar ilk fetihlerle Müslüman olmuşlardı. Bunlara tarihçiler Musaleme veya (Esalime veya Esalime-i ehli Zimme) dediler. Bazı araştırmacılara göre bunlar (Musalemeler) topraklarını kaybetmemek ve Müslümanlarla ve aynı haklara sahip olmak için Müslüman olmuşlardı.

Müslüman fatihler ve İspanyolların bir arada yaşama ve evlilikleri sonucu yeni nesil ortaya çıktı. Bunlara İslam tarihçiler Muvellitler (Müvellidün) demişler. Bir çoğunu Arapça ismi vardı ve Tuleytula’da bazıları büyük makamlara sahipti ve bağımsızlıklarını istemekteydiler. İşbiliye da bunların merkezlerindendi. Ancak Muvellitler ticaretle uğraşıyorlardı. Ve Kurtuba devletiyle iyi münasebette bulunuyorlardı.

Endülüs Hıristiyanları Müslümanlarla bir arada yaşıyorlardı. Arapça konuştukları halde kendi dinlerini korumaktaydılar. Bu nedenle Mustaribun (Mozarabes) yada Acemüzzimme diniliyordu. Müslümanlarla ahdi (anlaşması) olan Mustariblere Muâhidun deniliyordu. Mustaribler büyük şehirlerde özellikle Kurtuba, İşbiliye ve Tuleytula’da İslam devletinin himayesi altında yaşıyorlardı. XI. Yüzyılın sonuna kadar Endülüs Vizigotların dönemindeki eski kilise taksimatı olan 3 matrana (Hıristiyan din önderleri)  göre bölünmüştü. Bunlar Tuleytula, Lusitanya, Batika, İskıf  ve kilise bölgelerini içeriyordu.

Yahudiler, Vizigot ve Roma hakimiyetleri döneminde çok baskı altındaydılar. Fetihten sonra Müslümanlar onlara çok iyi davranmaya başladılar. Azınlık durumundaki Yahudiler Endülüs’ün büyük şehirlerinde İslam hükümetinin himayesi altında yaşıyorlardı. En çok Yahudi barındıran şehir Gırnata idi.[1]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çeviri:Farid Qarizadah

 İnâyetullah Fatihi Nijad, “Endülüs” Dâiretûl-Maârif-i Büzürg-i İslâmi, c.X., Tahran,s.325-330.

 

4. Tarih:

Endülüs tarihi yaklaşık milat öncesi 2000 yıllarda başlıyor. Akdeniz’in batısındaki denizci ve tüccar Finikiler yaklaşık milat öncesi 1200’de kendi hakimiyetlerini genişletmek amacıyla Atlas Okyanusu yoluyla İberi yarım adasına girdiler. Maleka ve Kades gibi şehirleri inşa ettiler. Böylece burası yavaş yavaş ticaret merkezine dönüştü. Daha sonra Yunanlılar bu toprakları aldılar. Yaklaşık milat öncesi 850 yılında Kurtacana’dan Kartajlar Tunus sahillerinden yola koyularak Endülüs’ün güney ve güneydoğu sahillerini ele geçirdiler. M.Ö. 264-149 Kartajlar ve Romalılar arasında Ponik adında çok şiddetli bir savaş patlak verilmişti. Bu savaş sonunda Kartajlar yenilerek hükümetleri yıkıldı. Bu dönemden sonra Rumlar 409 yılına kadar 6 asır Endülüs’e hakim idiler. Roma İmparatorluğu IV. Yüzyılın sonlarında bazı ekonomik ve askeri krizlerin yanı sıra Kuzey Afrika Berberilerinin saldırıları sonucu zayıf duruma düşmüştü. V. yüzyılın başlarında Vandal ve Vizigot kabilelerinden Pirne dağlarını aşarak büyük saldırılarla Endülüs’e girdiler. Bu saldırı ve savaş sonucu Batıyı Vandallar ve Endülüs’ü Vizigotlar ıstılah ettiler. Vizigotlar 3 asır hüküm sürdüler Ve sonunda VIII. Yüzyılın başlarında Müslümanlar tarafından hükümetleri yıkıldı.

 

5. İslam’i Dönem:

K. 92 yılında Mûsâ b. Nusayr, Emevi halifesi Velid b. Abdulmelik’in Afrika valisiydi. Kendi kölesi olan ve aynı zamanda Tunce valisi olan Tarık b. Ziyad’ı komutasına bir ordu hazırlayıp Endülüs’ü fethetmesi için gönderdi. Endülüs bu dönemde iç karışıklıklarla meşguldü. Vizigotların son padişahı olan Rudrik (İslam kaynaklarında Luzrik yada Ruzrik) kuzey eyaletlerde isyancıların ayaklanmalarını bastırmaktaydı. Bazı, rivayetlere göre; Huliler(Yuliler)!in iyancı lideri Sebte Müslümanları Endülüs’ün fethine çağırmıştı. Bu isyancıların yardımıyla Tarık, daha sonra kendi adını alacak olan Cebelitarık’tan geçerek kısa zamanda, İsticce, Maleka, Gırnata, Kurtuba, İlbire ve Tuleytula’yı fethderek kuzeye doğru yöneldi.

Tarık Kıştala, Liyon, Asturyas dağlarından geçtikten sonra, Biksi Körfezi’nin güney sahillerini,yani Endülüs’n en kuzey bölgelerine ulaştı. Bir yıl içinde güneyden Endülüs’ün kuzeyine kadar ele geçirdi. Başka araftan da Mansur b. Nusayr Ramazan 93 yılında büyük bir orduyla Cebelitarık’tan geçip İberi yarım adasının kuzeyine hareket etti. Şezüne, Karmune ve İşbiliye ki Endülüs’ün en büyük şehri idi, fethettikten sonra Tuleytula’ının yoluna koyuldu ve orada Tarık ile buluştu.

Daha sonra iki cepheden kuzeydoğu tarafına yola çıktılar. O bölgedeki şehirler ve kaleler özellikle Sarakusta ve Berşiluna’yı ele geçirdiler. Ondan sonra Tarık  batı tarafına oranın kuzeybatı topraklarını ele geçirmek amacıyla gitti. Musa b. Nusayr da Pirne dağlarında Vizigotların geri kalanlarını ortadan kaldırmak için hareket etmişti.

İbni Haldu’nun ifade ettiği gibi Musa, Endülüs’ün Kuzeyinden Fransa’ya girip ve Avrupa’nın tamamını fethettikten sonra Kostantaniye (İstanbul) üzerinden Şam’a dönmek istiyordu. Bu arada Velid b. Abdulmelik, Musa ve Tarık’ı Dımaşk’a geri   çağırır. Musa dönmeden önce İşbiliye’yi Endülü’ün başkenti ilan edip kendi oğlu Abdulaziz’i oranın hakimi tayin etti. Zilhcce 95 yılında Tarık ile birlikte Dımaşk’a hareket etti.

Abdulaziz, fetihlere kuzeyde devam ettirdi ve Endülüs’ün durumunu düzenledi. Çok geçmeden K. 97 yada 98 yılında, güya onun bu bölgelerdeki güç ve nüfuzundan uzakta kalan Halife Süleyman b. Abdulmelik’in emriyle İşbiliye cami’inde öldürüldü.

Abdulaziz’in ölümünden sonra İşbiliye’nin ileri gelenleri Eyüp b. Habib Lahmi’yi onun yerine seçtiler. Eyüp 6 ay Endülüs’e hüküm sürdü. Bu dönemde Endülüs, İfrikiye eyaletlerinin bir bölümü olarak Dımaşk Hilafetinin nüfuzu altında idi. Oranın hakimlerini İfrikiye  valileri tayin ediyordu. Hur b. Abdurrahman Sakafi de bu şekilde İfrikiye valisi Abdullah (Muhammed) b. Yezid tarafından Endülüs’e tayin edildi. Hur b. Abdurrahman (yada Eyüp b. Habib) K.99 de Endülüs’ün başkentini İşbiliye’den Kurtuba’ya taşıdı.

K. 100 yılında Ömer b. Abdulaziz Endülüs’e hakim atama işini kendisi üstlendi ve Semih b. Havlani’yi Endülüs’ün hakimi tayın etti. Semih savaş sanatında ve ülke yönetmek konusunda kabiliyetli birisiydi. Yeni mali ve iskan reformları geliştirip isyancıların ayaklanmalarını bastırdıktan sonra fetihlere devam etti. Endülüs’ün kuzeyindeki Kırkuşuna, Septimânye ve Narbona (Arbûne) şehirlerini ele geçirdi. Müslümanların hakimiyet sahasını Fransa’nın güneyine kadar genişletti.  Çeşitli yerlerde kaleler ve askeri üsler kurarak bu bölgelerin tamamına müstahkem bir hakimiyete sahipti. Daha sonra Aragonların başkenti olan  Tevelluz (Tevelluşe)’u fethetmek için bir ordu göndermişti. Ancak M.750- K. 102 yılında Hıristiyanlarla yaptığı bir savaşta öldürüldü. Ondan sonra sırasıyla: Anbese b. Sahim (K. 102-107), Yahya b. Muslime (Salama) Kelbi (K. 107-110), Osman b. Ebi Sayîd (Ebi Nas’a) Hus'ami (K.110-111), Huzeyfe b. Havas-ı Kaysi (K.111), Hisem b. Ufeyir (Ubeyt) Kennani (K.111-112), Muhammed b. Abdullah Eşcayi (K. 112 birkaç ay), Abdurrahman b. Abdullah Gafiki (K. 112-114) ve Abdulmelik b. Kutun-ı Fehri (K.114-116) Endülüs’te hükümet etmişlerdir.

K.107’den 112 yılları arasında Müslümanlar, İspanya’nın kuzeyi ve Fransa’nın güneyinde Hıristiyanların mukavemetiyle karşı karşıya kaldılar. Böylece fetih harekatı bir müddet  durdurulmuştu. Abdurrahman Gafiki, Endülüs hakimi olduktan sonra, düzeni sağlayarak bazı şehirlerde reformlar yaptı. Böylece büyük bir orduyla Fransa’nın güneyine yürüdü. Âral ve Burdo şehirlerini ele geçirdikten sonra, Tuver ve Povatiye arasındaki bir yerde ordugah kurdu. K.114 Ramazanında, Şarl Martel Komutasındaki Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında  çok şiddetli bir savaş olmuştur. İlk başta Müslümanlar bu savaşta galip durumdayken, Abdurrahman’ın öldürülmesiyle Müslümanlar dağılırlar ve savaşı Hıristiyanlar kazanır. İslam kaynaklarında bu olaydan Bulâtuş-şuhada olarak bahsedilmiştir.

Abdurrahman’dan sonra  Abdulmelik b.Kutun yerine geçti. Kuzeyda isyanları bastırdıktan sonra Hıristiyanların saldırıları tehdidi altına kalan askeri üsler ve şehirlere takviye yaptı. Ancak bir çok savaşlarda yenilince Kurtuba’ya döndü. İki sene sonra (K. 116) yılında hükümetten azıl edildi. Yerine 'Ukube b. Haccac Sululi getirildi. Bu dönemde  İfrikiyye’de Araplar ve Berberiler arasında bir karışıklık ortaya çıktı ve Endülüs’e kadar yayıldı. Bu karışıklıklar sonucu Mâride, İstirka ve Tulbire şehirlerinde isyanlar çıktı. Abdulmelik b. Kutun da 'Ukube b. Haccac’ın hükümetini yıkarak yerine tekrar kendisi geçti. Abdulmelik Sebte isyanlarını bastırmak için Şam ordu komutanı, Bulc b. Beşer Kaşiri’den yardım istedi. Onun yardımıyla Kurtuba ve Tuleytula’da Berberileri yendi. Ama Bulc’in kendisi Abdulmelik’e karşı isyan ederek onu öldürdü ve yerine geçti. Ancak Abdulmelik’in oğlu Sarakusta’da muhalefetini ilan ederek savaş hazırlığı yaptı. K.124’de Şam ordusuyla Kurtuba yakınlarında çok çetin bir savaş yaptılar. Bulc’un öldürülmesine rağmen, ordusu savaşı kazanarak yerine Salib b. Salâma Âmili’yi Endülüs hükümdarı seçtiler. Ancak, kısa bir süre sonra İfrikiyye valisi tarafından Ebul-Hattar b.zarar-ı kelbi Endülüs hükümdarı olarak tayin edildi. Bu dönemde Kahtani ve Adnani Arapları arasında Endülüs’taki bazı imtiyazları ve hükümeti ele almak için bir rekabet başlamıştı. Bu yüzden bazı isyanlar olur ve Ebul-Hattar bu iki Arap kabilesini Endülüs’ün bir şehrine yerleştirdi. Böylece kısa bir süre Endülüs şehirleri sakinleşir. Ancak, Ebul-Hattar’ın kendisi Yemeni kabilelerine daha ilgi gösterdiği için ihtilaflar ve karışıklıklar alevlendi. Hıristiyanlar bunları fırsat bilip Endülüs’ün kuzey şehirlerini Müslümanlardan geri aldılar.

Endülüs’te Yusuf  b. Abdurrahman Fahri’nin hükümeti sırasında, Dımaşk Emevi hilafeti yıkılmıştı. Abbasilerin, Emevi katliamından kurtulan ve sayılı kişilerden olan Abdurrahman b. Muaviye b. Hişam batıya kaçmıştı. K. 138’de bazı Berberi kabilelerin yardımıyla Cebelitarık’tan Endülüs’ün batı sahillerine girdi. Eddahil olarak lakablandırılan Abdurrahman, burada Yusuf b. Abdurrahmanın ordusunu yenerek Kurtuba’yı ele geçirerek Endülüs Emevi devletini kurdu.

 

Endülüs’te Emeviler (M. 755-1031, K. 138-422)

Endülüs’te yaklaşık 3 asır hüküm süren Emevi hükümdarları 16 kişi idiler. Bunların ilki Abdurrahman b. Hişam (M. 755-788) sonuncusu Hişam b. Muhammed (M. 1027-1031) idi.

Abdurrahman Ed-dahil, Kurtubaya ilk girdiği günlerde iç savaşlar ve isyanları bastırmakla meşguldü. Yusuf  b. Abdurrahman Fahri, Abdurrahmana yenilince Tuleytula’ya kaçmıştı. Orada Samil b. Hatem ile bu şehri Emevi hükümetinin en büyük muhalif ve düşmanı haline getirmişti. Abdurrahman bu ikisiyle birkaç sene savaştan sonra (K. 142)de onları yenerek Tuleytula’ı ele geçirdi. Böylece fitne ateşini bir süre söndürmüş oldu.

Abdurrahman, K.144-163 yılları arasında Endülüs şehirlerinde ardı ardına çıkan muhalefetler ve isyanları bastırmakla meşguldü. Onun son muhalifi olan Abdurrahman b. Habib Fehri, Emevi olan Abdurrahman’ı Abbasilerin ita'atına getirmek istiyordu. Fakat K. 168 de ölünce isyanlar da son bulmuş oldu. Abdurrahman da 32 yıl hükümetinden sonra öldü. Onun yerine gelenlerin bazıları da Hıristiyan emirler ve Endülüs Müslümanlarının isyanlarını  bastırmakla meşguldüler. Hişam b. Abdurrahman K.176-179 yılları arasında Alfonso’yu yenerek, Hıristiyanların eline geçen bazı şehirleri geri aldı. Ancak oğlu Hakem döneminde Şarlmani, Berşelune ve Tutile şehirlerini Emevi devletinden yırarak Müslümanların Endülüs’ün kuzeyindeki büyük üslerini ellerinden almış oldu. Bu dönemde Kurtuba halkı Hakeme karşı isyan ettiler. Bu isyan Rabz olarak ünlendi ve çok şiddetle bastırıldı.

Hakem’in yerine gelen Abdurrahman b. Hakem Emevi, Alfonso’nun saldırılarına karşı Hıristiyanların hakimiyetleri altındaki büyük bir kısma hamleler yaparak Tutile’yi geri aldı. Ondan sonra Endülüs’ün güney ve batı sahillerine giren Narmanları (İslam kaynaklarında: Ardemaniler yada Mecus) yenilgiye uğrattı. Hakem, savaş gemilerinin takviyesini artırıp ve gemicilik yerleri inşa etti. Ama oğlu Muhammed b. Abdurrahman uzun süre Narmanlar, Endülüs Hıristiyanları ve Müslüman emirlerin saldırılarına karşı koymakta idi.

 Bu çatışmalar sırasında Emevi emirlerinin elinde bulunan en önemli şehirler olan Tuleytula, İsticce ve Sammure Muhammed’in kontrolünden çıkıp anti Emevi Müslümanlar veya Hıristiyanların eline geçti. Liyon’un kralı III. Alfonso bundan sonra Endülüs’ün kuzeyini Müslümanlara karşı saldırı üssü olarak kullandı. Bunlarla birlikte Endülüs Emevi devleti Abdurrahman b.Muhammed dönemindeki K.317 yılında kendini halife Al-nasır ilan edip eşsiz bir güç ve nüfuza sahip oldu. Endülüs İslam devleti yeniden emniyet ve sükunete kavuştu. O, bir çok muhaliflerini ortadan kaldırıp, Alfonso’yu da geri püskürterek  elden giden bazı şehirleri özellikle Tuleytula’yı geri aldı. Abdurrahman dönemi aynı zamanda sanatın, ticaretin, mimari, edebiyat ve ilimlerin en parlak dönemi sayılır. Abdurrahman’ın yerine atanan Al-Muntasirbillah lakaplı Hakem, K.350 yılında hakimiyeti ele aldığında, Emeviler ile Kıştala Hıristiyanlar ve Normanlar arasında ard arda savaşlar yapmıştı. Genelde bu savaşlar Müslümanların zaferiyle sonuçlanırdı. Bu yenilgilerin sonucu olarak Kıştala Hıristiyan, Liyon, Nâvar, Cillikıye ve Berşelune emirleri art arda barışa yaklaşmak zorunda kaldılar.

Hakem’den sonra oğlu Hişam (Al-Mueyyidbillah), Endülüs’ün en parlak ve güçlü olduğu dönemde hükümetin başına geçti. Tecrübesiz ve genç olan Hişam ve veziri Muhammed b. Ebi Amir Al-Mansur hükümetin idari işlerini öylesine eline aldı ki, Halife sadece sembolik yanı kaldı. Bu sebeple tarihçiler onu Ben-i Amir devletinin kurucusu olarak nitelendiriyorlar. O bir siyaset adamı ve cesurdu. İlk kez Liyon kralını Kurtuba hükümetine tâbi etmişti. Sonra kuzey şehirlerini Hıristiyanlardan almıştı. Hıristiyanlarla yaptığı en önemli savaş K. 387 yılında Şint ya Kup savaşı idi. Onun oğlu Abdullmelik Al-Muzaffar vezareti döneminde de refah ve bolluk dönemi idi. Abdullmelik de Kıştala’da Hıristiyanları ve Liyon’la yapılan savaşlarda büyük başarılar elde etmiştir. Ancak onun ölümünden sonra, Endülüs tarihinin en üzücü dönemi başlamış oluyordu. Gelişme, güç ve servetin en doruk noktasından iç savaşa sürüklendi. Henüz Abdurrahman b. Mansur’un vezaretinden üç ay geçmemişti ki, Berberi âsiler Kurtuba’yı ele geçirip Beni Amir devletini 35 yıl sonra ortadan kaldırdılar. K.399-407 yılları arasında, Emeviler de Muhammed b. Hişam, Süleyman Al-Mustain ve Hişam Al-Mueyyid ve daha sonra yine Süleyman gittikçe küçülen bu topraklarda hüküm sürdüler. Sonunda K.422 yıllarda Hişam Al- Mutemidbillah’ın hilafetten alınmasıyla birlikte Endülüs Emevilerin hilafeti yaklaşık üç asırdan sonra sona erdi.

Endülüs’te Mülûküt-tavâif dönemi

Endülüs, Emevi devletinin çöküşünden sonra bu toprakalrın siyasi birliğinin dağılmasına neden oldu. Beni Hamud bir çok güney şehirlere Vadi Al-Kebir ve onun uzantısı Şinil nehrine kadar hakim oldu. Aynı zamanda bir çok Arap ailelerini Endülüs’ün büyük şehirleri olan Kurtuba, İşbiliye, Sarakusta, Belensiye, Mursiye ve Elmeriye’ye hakim oldular ve Beni Amir’in hizmetkârları da bir çok doğu bölgelerine hakim olarak böylece Endülüs’te Mülûküt- tavaif dönemi başlamış oldu.

   

En önemli Mülûküt-tavâifler

1. Kurtuba’da Beni Cuhur:

Bu devletin kurucusu Cuhur b. Muhammed b. Cuhur’un, ki Emeviler’ın hükümeti düştükten sonra Kurtuba halkı tarafından hakim olarak seçildi. O kendi hakimiyeti altındaki topraklara genişletip Kuzeyden ta Şârât dağlar dizisine, doğudan ta vadi Al-Kebir’in kaynakları, batıdan ta Estece sınırları, ve güneyden ta Gırnata  civarını kendi hakimiyeti altına aldı. Onun torunu Abdulmelik dönemi, İşbirye ordusu Kurtuba’ya musallat olduğu ve Beni Cuhur devletini ortadan kaldırdılar.

 

2.      İşbiliye’de Beni 'İbâd:

İşbiliye kadısı Ebul-Kasım Muhammed b. İsmail b. 'İbâd 414 kameri yılında bu şehrin yönetimini ele aldı ve en güçlü  Mülûküt-tavâif devletlerinden birini kurdu kendi hakimiyetini geliştirme isteği çevresindeki emirlerin birleşmesine neden oldu ve bu birleşme sonucu K.431 yılında yenilgisine neden oldu. Ama onun yerine oturan Almu'tezit İbâd bir Muhammed tüm küçük ve büyük Emirliklere, batı ve güney Endülüs’ü istila ederek doğu ve güney doğudaki Berberilerin hükümetini ortadan kaldırdı. Oğlu Muhammed El-Mutemid Kurtuba’yı Beni Cuhur’dan alarak kendi hakimiyeti sınırlarını dört taraftan genişletti. 474 kameri yılında İşbiliye toraklarını Alfonso 478 kameri yılında Tuleytulanın  düşüşü Beni İbâd devlet erkanlarını çaresiz bıraktı. El-Mutemid de Yusuf b. Taşfin’i Batıdan Endülüs’e çağırdı. Ama Yusuf ilk etapta İbn-i 'İbâd devletini ortadan kaldırdı.

 

3. Gırnata’da, Beni Ziri (Beni Munad):

Bunlar Berberilerin Sanhaca kabilesinden idiler. K.391 yılında Kurtuba’da yerleşmişlerdi. Ziri Emevilerin son dönemlerinde Gırnata’da emirliklerini ilan etkiler ondan sonra Hubun b. Maksin Gırnata’da hakim oldu ve topraklarını genişletmeye başladı. Onun yerine oturanlar da aynı onun gibi güç ve nüfuzun peşinde idiler. Hatta onlardan bazıları diğer Mülûküt-tavâiflere karşı Alfonso ile işbirliğine girdiler 484 K. yılında Yusuf b. Taşfin b. Ziri devletini yıktı.

 

4. Tuleytula’da Beni Zin-nun:

Havara Berberilerinden idiler. K. 427 yılında İsmail b. Abdul Havana b. Zin-nun Tuleyta’da hükümetine kurdular. Sarakusta’dan Beni Hud ve Kıştala’nin kırak Fernando, İsmail den sonrakilerin döneminde isyanla yaparak bu devletin genişlenmesine mani oldular. Sonunda 478’de VI. Alfonso Tuleytula’yı ele geçirip Beni Zin-nun’un devletini ortadan kaldırdı. Tuleytula’nın düşüşü Endülüs İslam devletinin yapısına ağır bir darbe oldu ve Mülûküt-tavâif hükümetinin temellerini sarstı.

 

5.      Belensiye’de  Beni Âmir:

399’de Beni Âmir’in düşüşü ve siyasi tahavvulatın gerçekleştiği Belensiye’de, Abdulaziz b. Abdurrahman al-Mansur Âmiri o dönemin hükümetini ele geçirip başa geçti. Endülüs Hıristiyan hükümdarlarıyla, özellikle I. Fernando ile birleşerek uzun süre hüküm sürdü. Kendisinden sonra oğlu ve torunu orada kısa bir süre iktidarda kaldılar.sonunda VI. Alfonso onların hükümetini ortadan kaldırdı.

 

6.      Batalyevs’de Beni Aftas:

Batalyevs, Kuzey Hıristiyanlarla komşusuydu. Emeviler’in yıkılışından sonra 413’te vezir olan Abdullah b. Musleme (Almansur), İbn-i Affan olarak ünlü eline geçti. O 24 yıl bu bölgede hükümet etti. Çoğu zaman beni İbâd ve isyancılarla savaşarak geçirdi. Onun yerine gelen de Beni İbâd ve Fernandunun saldırılarına maruz kalmıştı. Ömer Al-Mutavakkik döneminde kuzey Batalyevs’e ele geçirir ve Beni Affan hükümetini yıkılış tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Ama Merabetun girişiyle, Alfonso kaçmak zorunda kaldı.

 

7.   Sarakusta’da beni Tucib ve Beni Hud:

K. 3. asrın sonlarında beni Tucib Sarakusta’ya musallat oldular ama genelde Emevilere tabi idiler. Emevi devletinin düşüşünden sonra Muzen b. Yahya Tucibi bağımsızlığını ilan etti. Oğlu Yahya ve ondan sonra Munzen b. Yahya Tucibi 430’a kadar orada hükümettiler. Aynı tarihte Beni Hud ve Beni Zin-nun arasında savaşlar başladı. 438’de Beni Hud’un ölümünden sonra hakimiyeti altında bulunan topraklar oğullar arasında bölüşüldü ve her biri bağımsızlık iddiasında bulundu.

456’de Numanlar Sarakusta’ya saldırıp çok kan dökerek yağmalar yaptılar. Sonraki yıl Ahmet b. Süleyman Al-Muktadir, Beni İbad’ın yardımıyla  Hıristiyanları geri püskürtüp bazı bölgeleri ele geçirdi. Böylece Beni Hud devletini Mülûküt-tavaif devletlerinin en önemli olanı haline getirdi. Ama 503 yılının sonunda  Murâbıtlar Sarakusta’yı istila ettiler ve Beni Hud’u yıktılar.

 

8. El-Meriye’de Beni Samudah:

Beni Âmir vezirlerinin yıkılışından sonra Al-Mansur Malikilerinden olan Hayran-ı Âmiri 403-405 yıllarında Mürsiye ve El-Meriye’ye hakim oldu. Kardeşi, Zehir hakimiyet alanlarını genişletti. Daha sonra Malik b. Muhammed b. samudah, Abdulziz .Ebi Âmir tarafından El-Meriye emiri olarak atandı. Oğlu Ebu Yahya Muhammed Al-Mutasımbillah da devletini genişletti.ancak kısa bir süre sonra 484’te Yusuf b. Taşfin devletini yıktı.

9. Doğu Şantamaniye’de Beni Rezzin:

Bu aile Havara Berberlerindendiler. Devletin kuruluşu, Abu Muhammed Hüzeyl, (İbni Aslah) Emevilerin hükümetinin sonlarında, Şantamaniye’de bağımsızlık iddiasında bulunup 403’ta Kurtuba’dan ayrıldılar. 33 yıl, oğlu Abdulmekik (Zur-riyaseteyin) da 60 yıl orada hüküm sürdüler. 497’de Abdulmelik oğlu Hisamuddevle Yahya, hükümeti döneminde, Beni Rezzin devleti Murabitler tarafından ortadan kaldırdılar.

Endülüs’te Murabıtlar Dönemi

Tuleytula’nın 478’de Hıristiyanlar tarafından yıkılışından sonra, Mülûküt-tavaif kendilerini tehlikede hissettiler, bu nedenle Batıdaki Murabıtlar hakimi Yusuf b. Tafşin’i Endülüs’ü devlet ettiler, o da büyük bir orduyla geldi ve 479’da Alfonso’yu Zûlâka yöresinde Batalyevs yakınlarında zorlukla yenilgiye uğrattı. Ancak rahibi olan zayıf Müslüman devletlerinin Hıristiyan’lara karşı koyacak güçte olmadıklarını ve kısa zamanda Endülüs’ün Hıristiyanların eline geçireceğini fark etti. Aynı zamanda Batı bölgelerinin de onların tehdidi altına gireceğini hissetti. Bu nedenle 483’te Mülûküt-tavaifliği ortadan kaldırmak için Endülüs’e hareket etti; ve büyük şehirlerini Mülûküt-tavaifin ellerinden alarak tüm Endülüs’e hakim oldu.

Ondan sonra Ali b. Yusuf (500-537), Taşfin b. Ali (537-539) ve İbrahim b. Taşfin (540-541) sırasıyla hüküm etmişlerdir. Bu dönem de yaklaşık yarım asır sürmüştür, Müslümanlar ve Hıristiyanlarılar arasında Endülüs’ün kuzey doğusunda çatışmalar sonucunda bazı şehirler Sarakusta 512’de ve 524’te Tuleytula Hıristiyanların eline geçmiştir.

 

Endülüs’te Muvahhidler

Muvahhidler, Murabıtlar müsallat olduktan sonra ve 41’de Merkeşin teshiriyle birlikte hemen Endülüs’ü ele geçirmeyi amaçladılar. Abdul-Mumin muvahhidi oraya bir ordu gönderdi ve aynı yılda büyük şehirleri olan İşbiliye, Kurtuba ve Gırnata, ele geçirip Murabitler hükümetini son verdi.

Muvehhedun döneminde, Endülüs, devamlı Hıristiyanların büyük salırılarına maruz kaldı. Müslümanların hakimiyeti altındaki yerler, doğu ve batıda ardı ardına Hıristiyanların eline geçti. Ebu Yakub Yusuf döneminde, Portekiz kralı Afonso Enerkiş’in ordusu Endülüs’ün batı bölgelerine ve Kentnuniyu Tuleytula’ya hakimdi. Böyece Tuleylula’nın güney şerhlerini saldırılarına maruz bıraktılar. Gırnata ve Âş Vadisi içinde bulunan bölgeler, Ceyyan ve Biyana’ya kadar Hıristiyan işbirlikçileri olan İbn-i Merdenis ve İbn-i Hamşakın saldırılarında dolayı emniyete değildi. Sonuçta çoğu batı şehirler, 542-556 yılları arasında Hıristiyanların eline geçmiştir. Ondan sonra Endülüs’ü durumu kötüye gitti. Hıristiyanların ağır ve devamlı saldırıları karşısında, Muvahhidlerin zayıflamasına ve Hıristiyanların güçlenmesine neden oldu. Böylece Hıristiyanların Endülüs’ün diğer şehirlerini ele geçirmelerine teşvik etti. Portekizlilerin güneybatı topraklarına da saldırarak Şilb ve çevresini ele geçirdikten sonra İşbiliye’ye göz diktiler. Diğer taraftan Kıştalalar(İkab) İşbiliye çevresine kadar ilerlediler. Gerçi Al-Ark savaşında Müslümanlardan ağır bir yenilgi almalarına rağmen bu yenilginin rövanşını 609’daki ünlü İkab savaşında almış oldular. Sununda Kurtuba ve İşbiliye’yi ele geçirerk, böylece Endülüs’e son darbeyi vurmuş oldular. Daha K.VII. asrın yarısına gelinmemişken tüm Endülüs İslam devletinin kuzeyi, doğu ve batısı Hıristiyanların eline geçmişti. Bu gelişmelerden sonra Endülüs’te Müslümanların güçlü ve büyük devletlerinden sadece güneyde Gırnata ve birkaç küçük şehirden başka bir şey kalmamıştı.

Gırnata ve Ben-i Ahmer Hükümeti

Endülüs’e Muvahidlerin hükümetinin son dönelerinde, Ben-i Nasr ailesinden Muhammed b. Yusuf Nasr (İbn-i Ahmer) Muvahidlere karşı ayaklanmıştı. Sonunda 635’te Gırnata’da kendi bağımsızlığını ilan etti. Hıristiyanlar, Endülüs’ün büyük şehirlerini ele geçirdikten sonra defalarca İbn-i Ahmer’in üzerine yürüdüler. Ama her defasında Gırnata’nın güçlü ordusunu karşılarında buldular. Ben-i Ahmer (Ben-i Nasr) iki buçuk asır Endülüs’ün güneyinde hüküm sürdü. Sonunda K.898’de M.1493 Gırnata, V. Fernando tarafından yıkılmış oldu. Ben-i Nasr ailesinin son emiri olan Ebu Abdullah’ın kaçışıyla Endülüs tamamen Müslümanların elinden çıkmış oldu.[2]



[1]Muhamed Rıza Nâci, “Endülüs” Dâiretûl-Maârif-i Büzürg-i İslâmi, c.X., Tahran,s.323-325.

[2] İnâyetullah Fatihi Nijad, “Endülüs” Dâiretûl-Maârif-i Büzürg-i İslâmi, c.X., Tahran,s.325-330.

نوشته شده توسط Farid در 3:47 AM |  لینک ثابت   •